Yazan: admin | 25 Mayıs 2009 | Kategoriler: Yaşam-Güzellik-Sağlık-Lezzet
Etiketler: abdest, bilgi, çocukluk, eksiklik, etkileşim, güven, hata, hoca, kuşku, namaz, psikoloji, suç
Doğumundan itibaren her insan güvende olmak ister. Güvende değilse huzursuz olur. Güven duysa bile bu yeterli değildir insanoğlu için. Aynı zamanda emin olmak ister. Yani doğruluğunu bildiği bir şeyin aynı zamanda herkesçe ve kendince onaylanmış olmasını bekler. Peki! Kendimizden ne kadar eminiz?
Yarışma programlarında bu konuya ilişkin güzel örnekler vardır. Yarışmacı, (a) seçeneğini seçmiştir. Fakat sunucu “emin misin, sizce doğru mu, son kararınız mı, acaba yanlış biliyor olabilir misiz?” gibi sorular sorunca, çoğu yarışmacının birden afalladığınını farketmişsinizdir. Yarışmacı doğru cevabı bildiği halde dışarıdan gelen bu tepkiyle kuşkuya düşmüş ve herşeyi yeni baştan sorgulama başlamıştır. Hayatımızda da bu örneklerden çok vardır. Öğrenci, güzel olduğuna emin bir şekilde, resim ya da yazdığı bir komposizyonunu öğretmenine sunuyor. ” Bunun güzel olduğundan emin misin?” cevabı bir anda öğrenciyi kuşkuya götürmeye yetiyor. Başlıyor düşünmeye; “Acaba nerede hata yaptım?” diye.
Kadın, kocasının kendisini aldatmayacağından emin. Ancak bir komşusundan “Kocanın seni aldatmadığından nasıl emin olabilirsin?” sorusu geldi mi, vay haline kocanın. Adam, işinde aldığı projeyi tamamlamıştır. Müdüründen “Bu proje, hedeflediğimiz bütçeye uygun yürüdü mü? Rakamlardan emin misin?” sorusu gelince, adam neredeyse işten atılmaya kadar bir sürü proje üretecektir? Yazarlığa yeni başlayan bir yazar, yazdığı yazıdan dolayı dava açılmayacağından emindir. Ama o malum soru gelince, başlar yazıyı hatim etmeye.
Örnekler uzar gider. Pekala! Emin olamamanın nedeni nedir?
Emin olamamanın temelinde; güven duymamak, kuşku, başarısız olma, horgörülme, suçlu bulunma, kaybetme, alay edilme gibi bilinçaltı kaygıların yanında, “bilgi eksikliği” yatar. (Bkz.Okuma ve Bilgilenmenin Üzerine ) Bilinçaltı kaygılar genellikle “Çocukluk etkileşimi, öğrenme ve görme” ile oluşur. Çocukluğundan itibaren sürekli eleştirilen, suçlanan, aşırı korumacılık ve mükemmel olma baskısı altında kalan bireylerde, emin olamama duygusu daha fazladır.
Kendinden emin olmanın yollarından biri yukarıda saydığım nedenleri en aza indirmektir. Kişi bu konuda kendi kendini eğitebileceği gibi dışarıdan da profesyonel destek alabilir. Ama en önemlisi, kendini yetiştirmek, öğrenmek ve “bilgilenmektir” (Bkz. Bilgilenme ve Bilimsel Düşünce Üzerine). Çünki; “Bilen insan, emin insandır!”
Emin olmak ile ilgili ders veren bir hikaye;
Vakti zamanında gayri müslim bir genç müslüman olmaya karar verir. Sözü geçen âlim bir hocanın kapısını çalıp, müslüman olma isteğini bildirir. Olumlu cevaba istinâden yerleşir hocanın dergâhına. Genç adam bir an önce namaz kılmayı arzulamaktadır. Hoca, ilk günden derslere başlayıp, öğrencisine “Evladım, namaz kılmak istiyorsan temelinden başlayıp, okumalısın, bilinçlenmelisin” demiş. Genç adam, kur’ânı- küliyâtı yutup, her seferinde hocaya “Ne zaman namaza başlayacığım, olmadı mı” dermiş. Hoca da “Olmadı evladım” diye cevaplarmış.
Hikaye bu! Aradan 40 yıl geçmiş. Artık ihtiyarlayan bu adam, hocasına “Hocam, bak şimdi abdest alacağım, bak bakalım olacak mı olmayacak mı?” deyip abdestini alıp yine sormuş. “Olmadı” cevabını almış. Adam defalarca abdest almış ama nafile, hep olumsuz cevap alıyormuş. Dayanamamış artık. Sinirlenmiş de üstelik. Hocasına dönmüş ve “Sakın olmadı deme, bal gibi de oldu. Ben namaz kılmaya gidiyorum.” deyince, hocası “Tamam, şimdi oldu” diye cevap vermiş. Adam şaşkın bir şekilde “Nasıl yani?” derken hocası kulaklara küpe olacak şu güzel öğüdü vermiş.
“Sen yaptığın şeyden emin değilsen, beni nasıl şahit tutarsın?”
Sizi siz olun, yaptığınız bir şeyi gerçekten doğru biliyorsanız ve doğru yaptığınıza inanıyorsanız, başkalarının “emin misin?” sorularını dikkate almadan kendinizden emin olabilirsiniz.
Bu yazıyı beğendiyseniz, bunları da okuyun!:
:)))) nedense ben bu cümleleri bir yerden hatırlıyorum sevgili Ayhan..:)))..güzel bir yazı..tebrik ederim.sevgiler..