Ermeni Soykırım Yasalarının Ardındaki Gerçekler-1

You may also like...

2 Responses

  1. simsek dedi ki:

    tabi canim bir ermeniler oldu hic turk olmedi siz melek bizler seytaniz iste sizler bukadar zalim insanlarsiniz hep kendinizi hakli bulursunuz ya bizim turklerimiz azerbeycanda yasayanlar onlara nasil zulumler ettiginizide bir arastirin siz acinacak bir milletsiniz boyle yaptiginiz surecede kaybeden millet olacaksiniz yazik cok yazik

  2. Ahmet Demir dedi ki:

    Soykırım tanınsın! Devlet Ermenilerden özür dilesin!

    Yıl 1915. İstanbul’da Beyazıt Meyda-nı’na darağaçları kuruldu. 24 Nisan’da İttihatçılar tarafından başlatılan Ermeni avı sırasında gözaltına alınan 19 Ermeni sosyalisti 15 Mayıs 1915 günü Beyazıt’ta idam edildi. Katledilen Ermeni sosyalistleri bir toplu mezara gömüldü. Adları ve neden öldürüldükleri 95 yıl sonra, Ermeni Soykırımı ilk ke…z bu topraklarda kitlesel olarak anıldığı sırada hatırlandı.

    Ermeni Soykırımı’nı tanımak, yüzleşmek, bu insanlık suçunun taraflarını ve faillerini açığa çıkartmak bugünün sosyalistleri için tarihsel bir sorumluluktur.

    Ulus-devlet soykırım üzerine kuruldu

    1915 yılı Türk ulus-devletinin asıl kuruluş tarihidir. 19. yüzyılın sonunda Osmanlı İmparatorluğu çökerken bir Türk ulus-devleti kurmak isteyen İttihat ve Terakki Partisi, bu topraklarda yaşayan, yaşadıkları yerler Ermenistan olarak anılan kadim bir halkı hedef seçti. Yalnızca Ermeni oldukları için 1,5 milyon insan katledildi.

    Türkiye Cumhuriyeti, 20. yüzyılın ilk soykırımı üzerinde şekillendi. 1923’te iktidara gelecek olan eski İttihatçılar, Ermenilerin mallarına evlerine el koyarak ilk devlet sermayesini oluşturdu. “Ne mutlu Türküm diyene” ırkçı sloganı bu sürecin bir ifadesidir. Ermeni Soykırımı üzerinde yükselen Türk devleti 98 yıl boyunca zorla Türkleştirme politikalarını Ermeni düşmanlığını temel alarak uyguladı.

    1915 Soykırımı ile hesaplaşmak Türk ulus devletinin kanlı temelleri ve resmi ideolojisi ile hesaplaşmaktır.

    1915 ruhu yaşıyor

    1,5 milyon Ermeni’nin katledilmesini emreden Talat Paşa’nın (kendisi asker olmadığı halde ünvanı paşadır) adı bulvarlara, sokaklara, okullara verildi.
    2002’de misyonerlere karşı savaş başlatan Ergenekon, Talat Paşa’yı bayraklaştırdı. Ülkücü ve ulusalcı faşistler bu isim etrafında “Kızıl Elma” adını verdikleri kanlı ittifakı kurdu.

    Sadece Ermeni olduğu için, 1915’i hatırlatan ve yüzleşme talep eden bir Ermeni olduğu için katledilen Hrant Dink, 1915 ruhunu taşıyanları topluma tanıttı.

    Hrant’ı linç ettirenlerden Veli Küçük, Ergenekon davası sırasında yaptığı savunmalarda Ermenileri hedef göstermeyi sürdürdü.
    2009 Nisan tarihli Kafes Darbe Planı’nı yazan Deniz Kuvvetleri mensubu subaylar, darbe ortamı yaratmak için 1915 ruhuyla Ermenileri hedef aldı.
    98 yıl boyunca gerek eğitim sistemi gerekse medya Ermeniliği şeytanlıkla bir tuttu. 1915 gerçeği Türkiye halklarından saklanırken, yeni kuşaklara

    Ermeni düşmanlığı üzerinden ırkçılık empoze edildi.

    1915 Soykırımı ile yüzleşmek bir tarihi tartışma olmadığı gibi tarihçilere de bırakılamaz.

    Sol ve 1915

    Bu topraklarda 98 yıl önce bir soykırım yaşandı. Buna karşılık cumhuriyet sonrası Türk solunda Ermeni Soykırımı hemen hemen hiç anılmadığı gibi katliamı gerçekleştirenlerden de hesap sorulmadı.

    Solun kimi kesimleri bugün hala 1915 Ermeni katliamının hesabını sorma mücadelesini bir “kimlik sorunu” olarak adlandırıp küçümsüyor. Geçen yıl, 98 yıl sonra ilk kez katledilen 1,5 milyon Ermeni’yi anan, anma törenini düzenleyen tek parti DSİP’ti.

    Türk solunun kahraman tarihinden bahsedenlerin çoğu 1915 katliamına sessiz kaldı. Çünkü ilerici bir güç olarak gördükleri ve ittifak kurdukları Kemalist ordu-bürokrasi bu katliamın failiydi.

    Cumhuriyet devriminin, 1923’ün “kazanımlarından” bahsetmek 1915’i savunmaktır. Bu topraklarda yaşayan herkesin Türk olduğunu söylemek 1915’i savunmaktır. Soykırıma uğratılmış bir ulusun adını hakaret ve küfür olarak kullanmak 1915’in karanlığını daimi kılma isteğinin ifadesidir. Hıristiyanlara, gayri Müslimlere karşı yürütülen nefret kampanyalarını ilhamlarını 1915’ten alır.

    1915 katliamının hesabını sormak, Türk devletinin Ermeni halkından özür dilemesini istemek sosyalistlerin tarihsel görevidir.
    Bu görev sadece geçmişle yüzleşmek değil bugün ırkçılık ve her türden Türk milliyetçiliği ile hesaplaşmaktır.

    1915’i unutma!

    19 Ocak 2007’de arkasından vurulan Hrant Dink’in tabutunun ardından yürüyen yüzbinlerce insan ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyerek hem Ergenekon’un planlarını bozdu hem de resmi ideolojiye ölümcül bir darbe indirdi.

    24 Nisan yaklaşıyor. Soykırımda yaşamını yitirenler sadece İstanbul’da değil, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da da anılacak. Bir tabuyu, Kemalist rejimin ve devletin üzerinde yükseldiği tabuyu yıktık ve şimdi yüzleşmenin yolunu açıyoruz.

    Bu yoldan yürümek gerek.

    98 yıl sonra katledilen 1,5 milyon Ermeni’yi anıyoruz.

    SOSYALIST ISCI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir