Yaşasaydı, Çok İşler Yapacaktı Bedrettin Cömert

10 Temmuz 2009 / Kategoriler: Aykırı Kişilikler
Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

bedrettin cömert Yaşasaydı, Çok İşler Yapacaktı Bedrettin Cömert

Tarih 11 Temmuz 1978, saat 08: 45. Yer Ankara- Gaziosmanpaşa. Aşırı sıcak bir yaz günü kendi evinin önünde eşi ile arabasına binen bir adam, iki kişi tarafından kurşun yağmuruna tutulur. Adam olay yerinde can verirken İtalyan eşi ağır yaralanır. Tıpkı Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi suikasta kurban gider. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen katilleri bulunamayan bu adamın ismi “Bedrettin Cömert.” Kaç kişi bu ismi hatırlar bilemiyorum ama 38 yaşında öldürülen sanat tarihçisi, eleştirmen ve öğretim görevlisi olan Bedrettin Cömert’in eserleri, çevirileri ve sanata olan katkısı asla unutulmayacaktır. 

 

Hayatı

27 Eylül 1940 yılında Samsun’un Vezirköprü ilçesinde doğan Bedrettin Cömert parasız-yatılı okuduğu Sivas Lisesi’ni birincilikle bitirmiş ve İtalya’dan burs alarak “Roma Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı” bölümünden mezun olmuştur. Aynı üniversitede “Son Elli Yılda Türkiye’de Sanat Eleştirisi” adlı teziyle doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Cömert 1972 yılında Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne öğretim görevlisi olarak atanır. “Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin İletimi Sorunu” adlı tezi ile ikinci doktorasını tamamlar ve  “Sanat tarihi doktoru” ünvanını alır.

 

Eserleri

Lise yıllarından itibaren edebiyat dergilerine yazılar gönderen Cömert, sanat ve edebiyat dünyasında daha çok sanat eleştirmeni olarak anılır. Çevirileri ve eleştirileri ile adından söz ettirir. Özellikle, Viyana doğumlu Sir Ernst Gombrich’in “The Story of Art” adlı meşhur kitabını “Sanatın Öyküsü” ismiyle Türkçeye çevirmesiyle TDK’nin “1977 Çeviri Ödülünü” kazanır. Eserleri arasında Croce’nin Estetiği, Eleştiriye Beş Kala, Estetik, Mitoloji ve İkonografi, Giotto’nun Sanatı, Kalmasın Ellerim Sizden Uzak adlı basılı kitaplar yer alır.sanatın öyküsü Yaşasaydı, Çok İşler Yapacaktı Bedrettin Cömert

 

Edebi ve sanatsal kişiliği

Bedrettin Cömert’in sanatçı kişiliğinden çok bilimsel ve eleştirel yönü daha ağır basar. Öyle ki nesnel eleştiri yazabilen nâdir insanlardan biridir. Eleştirinin kişisel görüşlere, ahbaplığa, reklâma göre yapılmamasını söylerken bu şekilde eleştiri yazanları da yadsır. Eleştiri yazan birinin ilkönce alçakgönüllü, coşkulu, sevgi ve saygı duygulu, iddiasız bir okuyucu olması gerektiğini ve  eleştiriye bakış açısının da önyargısız, öğrenme ve anlamaya yönelik olmasını söyler. Bu nesnel ve bilimsel yaklaşımı ile Cömert, eleştiriye sevgi, saygı, sıcaklık, duyarlılık ve neşe katmıştır. Estetiğe bakış açısı da bilimseldir Cömert’in. Fenomenolojik, metafizik ve sorunsalcı olarak üç farklı biçimde tanımlar. Antik Yunan filozoflarının ilk eleştirileri ile tartışmaları arasında ilişki kurarak günümüzün modern estetik anlayışı ile bağ kurulmasını sağlar. Mitoloji ve İkonografi adlı eseri tam bir başvuru kaynağıdır. Yunan mitolojisi ile başlayan kitap, Tevrat ve İncil hakkında bilgi verir.

Bedrettin Cömert kullandığı dil, üslup ve yaklaşımı ile -o çalkantılı dönemi düşünürseniz- çağdaşlarını bile etkileyecek bir tutum sergilemiştir. Onun sanata, estetiğe katkısı asla azımsanamaz. Örümcek ağı tutmuş beyinleri dahi düşünmeye, araştırmaya teşvik etmiştir. Çevirisini yaptığı meşhur ve hala elimden düşüremediğim, yıllarca eskimeyecek bir başvuru kaynağı olan Sanatın Öyküsü adlı kitaba yazmış olduğu önsöz bile onun düşüncesini, kişiliğini ele verir. Şöyle der: “Sanatın Öyküsü, alışageldiğimiz sanat tarihi kitaplarının, hele de ülkemizdekilerin, tümünün dışına çıkıyor. Bu kitabı okumak, gereksiz ayrıntıların öğrenilmesi için bir ‘katlanma’ değildir. Tersine, ayrıntıların, genel bir dünya ve beğeni görüşü içinde, anlaşılır bir dil ve anlatım biçimiyle verildiğinde nasıl
çekici olduğunu kanıtlamaktadır…”Sanatın Öyküsü o dönem sanatseverlerin taptığı ve gençlere sanatı sevdiren kitap olarak geçecektir tarihe. giotto2 Yaşasaydı, Çok İşler Yapacaktı Bedrettin Cömert

Çoğu insanın, sanatı anlamanın entellektüel ve gereksiz bir yaklaşım diye düşündüğü o zamanlarda Bedrettin Cömert sanat tarihçisini tanımlayacağı, çevirisini yaptığı kitabın ilk sayfalarında “Sanat diye bir şey yoktur. Sanatçılar vardır.” diyen Gombrich’i bile kıskandıracak şu konuşmasını yapar, Hacettepe üniversitesinin bir seminerinde: “Sanat tarihçisinin, gelişme eğilimini hiç bir zaman yitirmeyen bir duyarlık yeteneği, öte yandan, bu duyarlığı sürekli ayakta tutan, onu yeni boyutlara ulaştıran bilgisel birikim ve yorum bilincinin olması gerekir. Sanat tarihçisi tarihçi nitelemesine sığınarak ne çağından ne gününden soyutlayabilir kendisini. Biz geçmişin olaylarına ancak çağımızın yaşanmasıyla elde ettiğimiz görüntü perdesi aracılığıyla bakabiliriz. Sanat yapıtına sanatsal bilinçle ve duyarlıkta sızabilmek için kuramsal hazırlık zorunludur. Estetik bilimi büyük ölçüde bu kuram birikimini sunar fakat bununla da yetinilmemelidir. Sanat tarihçisinin, bir sanat yapıtını, estetik biliminin sunduğu araçlarla değerlendirip, gerçek tarihsel yerine oturtabilmesi için eleştirel bir tavırla yapıtlara eğilmesi gerekir. Dolayısıyla sanat tarihçiliği eleştirel mercekten geçtikten sonra, sanatsallığı saptanmış yapıtları yaratıldıkları çağ ve toplumla ilişkiye sokarak bu sanatsallığın nedenini açıklayan, bu nedeni önce yapıtın kendisinde bulup, sonra toplumun, toplumsal kültürel bağlamında gerçeklendirebilen bir etkinliktir…”   

“Geçirdiğim bütün hastalıklardan sonra
Mutlaka ayırt edeceğim beni götürecek sancıyı
Daha gitmeden
Henüz korku çizgileri yüreğime akarken
Salt karımın yüzüne bakacağım
Eğer yalnızsam
Ve görünüyorsa
Alışamadığım yumuşaklığına gökyüzünün
Belki de büyük laflar edeceğim
Ölümden bile korkmadı desinler diye.”

Bu şiiri ile birlikte sanki ölümünün nasıl olacağını hissetmiş gibi 1961 yılında Roma’da kaleme aldığı “Sonuçsuz” adlı şiirde şu dizeye yer verir. “Yeter ki ölümüm gürültülü olsun.”

Ölümün gerçekten gürültülü oldu be üstat!

Gencecik yaşamında 7 yıla sığdırdığı onca eserlerinin yanında yaşasaydı/yaşatılsaydı kim bilir daha ne eserlere imza atacaktı. Çünki “Daha yapacak çok işi” vardı, Bedrettin Cömert’in.

Ölümünün 31. yıldönümünde sevgi ve saygıyla anıyoruz seni.

Kaynaklar
1- Sanatın Öyküsü, Ernst Gombrich, Remzi Kitapevi, 1997
2- Croce’nin Estetiği, Bedrettin Cömert, De Ki Basım, 2006
3- Estetik, Bedrettin Cömert, De ki Basım, 2008
4- Giotto’nun Sanatı, Bedrettin Cömert, De Ki Basım, 2006
5- Cumhuriyet gazetesi arşivleri
6- Hürriyet gazetesi arşivleri
7- Radikal gazetesi arşivleri
8- Sanat Kuramı ve Sanat Tarihçiliği, Bedrettin Cömert’e Armağan, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 1980
9- Wikipedya

“Yaşasaydı, Çok İşler Yapacaktı Bedrettin Cömert” için 3 Yorum

  1. gunnaz diyor ki:

    merhaba kaynakçada cumhuriyet gazetesi gösterilmiş. hangi yıllarda bedrettin cömert yazıları mevcut acaba. kütüphanelerden tarih verirseniz ciltlere bakmayı düşünüyorum. teşekkürler

  2. admin diyor ki:

    Merhaba, Bedrettin Cömert ile ilgili gazete kaynaklarını internetten bulmuştum. Tüm arşivleri taradım, ama tarih olarak kaydetmemiştim. Sevgilerimle

  3. Bedrettin Cömert’i öldürdüler | Oğuzkan Bölükbaşı diyor ki:

    [...] http://www.ayhandemiral.com/index.php/yasasaydi-cok-isler-yapacakti-bedrettin-comert/ [...]

Yorum yapın

Arşivler

Copyright 2008 ; AYKIRI DENEMELER. All rights reserved.